Efteni Gölü Nerede, Nasıl Gidilir ?

Efteni Gölü Nerede, Nasıl Gidilir ? 7

Paylaş

Düzce Ovasına ilişik akarsuların birleştiği ve Büyük Melen kanalıyla Karadeniz ‘e döküldüğü ekolojik bir dengenin birleşme noktası olan Efteni Gölüne aslen bir nevi bataklıkta denilebilir. Gölün içinden yükselen ağaçlar ve bu ağaçlardan dökülen polenler, çeşitli su çiçekleri ile bütünleşince ortaya benzersiz ve görkemli bir görünüm çıkmaktadır. Bilhassa tabiat aşığı olup fotoğraf çekmeyi sevenler için Efteni Gölü vazgeçilmesi zor bir görsel şölen yaratmaktadır. Efteni Gölü, bir tek fotoğraf meraklıları için değil, hem dolaşmak, hem de sportif olta balıkçılığı yapmak isteyenler için de cezbedici bir yer olma özelliğine haizdir. Göçmen kuşların göç yolu üstünde yer akan mühim ve nadir yerlerden biri olma özelliğine haiz bu göl, Gölkaya ilçesine 2 km uzaklıkta yerini almıştır.

Güzeldere Şelalesi Giriş Tutarı

Giriş Tutarı : 5 tl
Konaklamak isterseniz, Bambu ve köy evleri günlük 150 tlye kiralanmaktadır.

Efteni Gölü Nerede, Iyi mi Gidilir ?

Efteni Gölüne Ankaradan gelecek olanlar Düzce çıkışından temden ayrılmalıdır ve peşinden Gölyakaya doğru hareket etmelidir. İstanbuldan gelecek olanlar ise Hendek çıkışında temden ayrılarak Gölyakaya doğru hareket etmelidir.

Adres : Melen Gölü, Gölyaka İlçesi / DÜZCE

Efteni Gölünde Bazı Nebat Türleri

Sucul karakterli dişbudak, çınar, söğüt, kızılağaç şeklinde ağaçlar Efteni Gölünde benzeri olmayan bir görünüm oluşturmaktadır. Ek olarak bu göl çevresinde nilüfer, süsen, kamış, nane, düğün çiçeği, su mercimeği şeklinde bitkilerde yer almıştır.

Efteni Gölünün Zamanı

Adını bir Bizans kraliçesi olan Eftalya ‘dan almış olan Efteni Gölü ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. Bizans ordusu savaştan dönerken gölün kıyısındaki alanda konaklamış ve yolda prenses Eftalya ‘nın ellerinde ve yüzünde yaralar çıkmış. Göl kıyısında yerden çıkan sıcak su ile banyo meydana getiren presesin ertesi sabah ellerinde ve yüzündeki yaralar iyileşmeye başlamış ve cildi güzelleşmiş. Buna tanık olan Bizans imparatoru bu gölün kıyısında yer edinen sıcak su kaynaklarının olduğu yere bir hamam inşa edilmesi emri vererek prensesi bakıcıları ile ortada bırakıp oradan ayrılmış. Yaraları iyileşmiş ve cildi güzelleşmiş olan prenses göl üstünde bir sandal da gezinirken karşı kıyada yer edinen dağ eteklerinde yaşayan bir Osmanlı gencine gönlünü kaptırmış ve prenses ile bu genç  vakit içinde karşılıklı olarak birbirlerini ziyaret etme ye başlamışlar. Sevgilisine gittiği sırada kayığın batmasıyla prenses boğulmuş ve o günden sonrasında gölün adı Efteni olarak adlandırılmış.
Gölün adı ile ilgili bir öteki rivayete nazaran, gölün altında bir şehir yer alıp bu şehir seller ile suya boğulmuştur. Gölün derhal yakınında yer edinen Hacıyakup köyüne geçmiş zamanlarda selaltı denmesi anlatılan bu rivayeti destek sunar niteliktedir.

Efteni Gölü ile ilgili bir öteki efsaneleşmiş de ;

Günlerden bigün Olympos tanrılarının en büyüğü olan Zeus ‘un aklına ” varıp şu ölümlülerin arasına nicedir halleri bir göreyim ” diye bir fikir esmiş. Zeus yanına Hermes ‘i alarak insan görünümü ile Olympos ‘tan inerek yeryüzünde bir evin kapısına gelmişler. Gelmiş oldukları bu evin kapısını çalarak ” Yolunu yitirmiş iki acayip ademiz açar mısınız kapınızı ? Alır mısınız bizi içeri, konukluğa, Tanrılar hoşnut olsun diye ? ” demişler. Çalmış oldukları kapı değil açılmak aralanmamış bile ve bu nedenden dolayı bin ev daha gezip hiçbirinden konuk severlik görmemişler. Çalmış oldukları kapılar ya açılmıyor, yada açılsalar da kısa süre içinde bu kapılar yüzlerine kapanıyormuş. Çalmış oldukları kapılardan almış oldukları yanıt ” Bizim ne üdüğü belirsiz çulsuz dilenci ekibi ile işimiz olmaz. ” oluyormuş.

Her yerden geri çevrilmiş olan gezginler sonunda harap, her tarafı saz ve samanla dolu olan bir kulübeye gelip kapıyı çalmışlar ve kapıyı fazlaca yaşlı bir karı açmış. Oldukça bitkin ve aç olduklarını fark eden bu hanım bu iki kişiye  ne olduklarını bile sormadan içeriye buyur etmiş. İçeriye giren konuklar hanım kadar yaşlanmış iki büklüm sadece oldukça güler yüzlü bir erkekle karşılaşmışlar. Ev sahipleri ezile büzüle çok eski yamalı fakat temiz minderleri konuklarına uzatıp kendileri kütük bulup onun üstüne oturmuşlar. Ellerinde ne var ise konaklarına ikram eden yaşlanmış adam ve hanım, konuklarının yiyecek yediklerini gördükçe keyifleniyorlarmış. Sadece ihtiyarlar sofradakilerin sık sık konduğu halde hep eski düzeyde kaldığını fark edip oldukça şaşırmışlar ve konuklar kendilerine ” biz yüce kişileriz ” demişler. Sizin komşularınız hak ettikleri cezayı alacaklar sadece size asla fenalık gelmeyecek. Evinizi yalnız bırakıp bizimle dağın tepesine gelin. ” diye de eklemişler. İhtiyarların ikisi bu laflara uyup deyneklerini kaka kaka yüce kişilerin peşinden yokuşa çıkmışlar ve bu ihtiyarlar tepeye vardıklarında tüm şehrin sular altında kaldığına tanık olmuşlar.

Uzun seneler mutluluk içinde yaşayan bu ihtiyarlar ve beraber ölüm dilemişler. Bu yaşlı karı koca birer ağaca dönüşmüşler gelen geçen kişiler bu ağaca istek dileyip çelenkler asarmış.

Anlatılan bu rivayet, Yunan mitolojisine ilişik olup Bergama kaynaklı öykü, Efteni gölü eserlerinden biriyle paralellik arz etmektedir. Philemon ve Bukis ‘e ilişik olan bu öyküde bazı ayrıntılar değiştirilirse Efteni Gölü Efsanesi ortaya çıkar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir